Akbük’ün Kalbi Latmos’ta Maden Mi, Miras Mı Kazanacak?

Ah, dostlar, ne günlerdi… Kâtip Çelebi’nin Seyahatnâme’sindeki o kadim coğrafyalarda, Nepal’in mistik dağlarında, Kaymandu’nun tozlu sokaklarında gezerken, insanlığın doğayla kurduğu o eşsiz bağı hep hayranlıkla izlemiştim. Şimdi Akbük’te, zeytin ağaçlarının gölgesinde, Beşparmak (Latmos) Dağları’na bakarken, aynı hayranlık yerini derin bir endişeye bırakıyor. Zira bu kadim toprakların kalbine, ‘ÇED Gerekli Değildir’ gibi lafzi bir kalkanla bir maden projesi hançer gibi saplanmak isteniyor. Bu kararın ardındaki pervasızlık, sadece doğayı değil, insanlığın ortak hafızasını da dinamitlemekle eşdeğer.

Akbük Beşparmak Latmos Dağları zeytin ağaçları ve maden ocağı tehdidi

Hani derler ya, ‘toprak anadır, doyurur besler.’ Bizim Beşparmak (Latmos) Dağları da öyle, sadece bir coğrafi oluşum değil, binlerce yıllık zeytinlikleriyle, buz gibi pınarlarıyla, prehistorik kaya resimleriyle yaşayan bir miras. Goa sahillerinde özgürlüğün tadına bakarken bile aklımın bir köşesinde hep bu ana topraklar, bu kadim kültürler vardı. Şimdi ise bu eşsiz hazine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararıyla, yani ‘bırakın yapsınlar, ne olacak canım’ mantığıyla, sermayenin hoyrat ellerine terk edilmek isteniyor. Bu kararın bilimsel temelden ne kadar uzak olduğunu görmek için müneccim olmaya gerek yok, biraz vicdan ve sağduyu yeter.

Maden projesi tehdidi altındaki Akbük Beşparmak Latmos Dağları ve zeytinlikler.

İYİ Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, bir bilginin ferasetiyle sormuş Bakanlığa, ‘Bu işin aslı esası nedir, bu dağların ruhuna nasıl kıyılır?’ diye. Gelen yanıt ise, bir gazeteci olarak beni kahkahalarla güldürdü, ama sonra boğazıma dizildi. Çünkü yanıt, bilimsel veriden, koruma planından, zeytinliklerden, su kaynaklarından, o dünya miras adayı prehistorik kaya resimlerinden bihaber, adeta bir memurun masa başında ‘kopyala yapıştır’ yaptığı bir metin gibiydi. Sanki Latmos, bir kağıt parçası üzerinde anlamsız bir çizgi yığınıymış gibi davranmak, bu toprakların ruhuna işlenmiş bir saygısızlık değil de nedir?

Akbük Beşparmak Latmos Dağları ve maden projesi tehdidi altındaki zeytinlikler.

Yerel Yönetim Ne Yapmalı?

Akbük’ün ve Didim’in yerel yönetimleri, bu meselenin sadece bir ‘maden projesi’ olmadığını, aksine gelecek nesillerin nefes alacağı, geçim sağlayacağı, tarihle buluşacağı bir yaşam alanı meselesi olduğunu idrak etmeli. Öncelikle, bu ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının iptali için yasal süreçleri sonuna kadar zorlamalılar. Sadece dilekçe vermekle kalmayıp, bilim insanlarını, hukukçuları, sivil toplum örgütlerini bir araya getirerek güçlü bir savunma hattı oluşturmalılar. Bölgenin ekolojik hassasiyetini, su havzalarını, zeytinlik alanlarını ve prehistorik mirasımızı korumak adına somut projeler geliştirmeli, alternatif ekonomik modeller sunarak madenciliğin bir ‘kader’ olmadığını göstermeliler. Unutmayın ki, yerel yönetimler halkın emanetçisidir, sermayenin değil. Bu toprakların çığlığını duymak, onların en temel görevidir.

Akbük'te Latmos (Beşparmak) Dağları ve maden projesi tehdidi altındaki doğa.

Halk Olarak Ne Yapabiliriz?

Bizler, yani bu toprağın gerçek sahipleri, Akbük’ün havasını soluyan, suyunu içen, zeytinini yiyen kadim ruhlar… Goa’da, Nepal’de gördüğüm o kolektif bilinç, o birlikte hareket etme ruhu, şimdi burada da yeşermeli. Öncelikle, bu konudaki bilgi kirliliğini aşarak doğru bilgiye ulaşmalı, çevremizi bilinçlendirmeliyiz. Sosyal medyayı, yerel gazeteleri, komşu sohbetlerini birer platforma dönüştürmeliyiz. İmza kampanyaları düzenlemeli, yetkililere sesimizi duyurmak için barışçıl eylemler yapmalıyız. Sivil toplum örgütlerine katılarak, onların çalışmalarına destek vererek gücümüzü birleştirmeliyiz. Unutmayalım ki, bu dağlar, bu zeytin ağaçları, bu kaya resimleri sadece bizim değil, evrenin ve gelecek nesillerin ortak mirasıdır. Bir ağacın kesilmesi, binlerce yıllık bir hikayenin silinmesidir. Enerjimizi birleştirelim, toprağımıza sahip çıkalım. Çünkü yaşam, sadece nefes almak değil, aynı zamanda yaşatmak demektir.

Yazar: Vedo