34 Yıllık Gizem Çözüldü: Bafa’nın Yeni Tarantulası

Aydın Bafa Gölü’nde 1992’de bulunan tarantula türü ‘Ischnocolus valentinus’ olarak tescillendi. Antik ticaretle gelmiş olabileceği düşünülüyor.

Aydın Bafa Gölü kıyılarında, antik Herakleia kenti yakınlarında 1992 yılında keşfedilen gizemli tarantula türü, 34 yıl süren titiz taksonomik incelemelerin ardından ‘Ischnocolus valentinus’ adıyla Türkiye faunasına resmen dahil edildi.

Bilim dünyası, Aydın’ın zengin doğasından gelen heyecan verici bir haberi konuşuyor. 10 Nisan 1992 tarihinde Bafa Gölü’nün doğu kıyısında, deniz seviyesinden sadece 33 metre yükseklikte bir taşın altında bulunan tarantula örneği, yıllar süren bekleyişin ardından kimliğine kavuştu. Almanya’nın Frankfurt şehrindeki Senckenberg Araştırma Enstitüsü ve Doğa Müzesi koleksiyonunda korunan bu örnek, uluslararası bir iş birliğiyle incelenerek Türkiye’nin hayvan varlığına kaydedildi.

34 Yıllık Bilimsel Sabır ve Uluslararası İş Birliği

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersen Aydın Yağmur ve Yaban Hayatı Koruma ve Araştırma Derneği Üyesi Kadir Boğaç Kunt, Senckenberg Müzesi’ndeki yabancı araştırmacılarla el ele vererek bu önemli tespiti gerçekleştirdi. Yapılan incelemeler sonucunda, tarantulanın ‘Ischnocolus valentinus’ türüne ait olduğu kesinleşti. Bu kayıt, sadece bir türün tescili değil, aynı zamanda ‘Ischnocolus’ cinsinin Türkiye’deki ilk tespiti olması açısından büyük bir bilimsel önem taşıyor. Çalışmanın sonuçları, prestijli bilimsel dergi ‘Invertebrate Zoology’nin son sayısında yayımlanarak dünyaya duyuruldu.

Antik Ticaretin Sekiz Bacaklı Yolcuları

Prof. Dr. Yağmur’un dikkat çektiği en çarpıcı detay ise türün bölgeye nasıl gelmiş olabileceği üzerine. Türkiye’de yapılan kapsamlı arazi çalışmalarında bu cinse ait başka bir popülasyona rastlanmaması, tarantulanın doğal yollarla değil, insan eliyle taşınmış olma ihtimalini güçlendiriyor. M.Ö. 500’lü yıllarda Ege’nin en önemli liman kentlerinden biri olan Herakleia’nın sınırları içinde bulunan bu bölge, antik deniz ticaretinin kalbiydi. Bilim insanları, normalde Kuzey Afrika kıyılarında yayılım gösteren bu türün, binlerce yıl önce ticaret gemileriyle Bafa’ya gelmiş olabileceğini değerlendiriyor.

Sabiha’nın Notu: Doğa Mirası ve Denetim Şart

Bir gazeteci olarak sormadan edemiyorum: 34 yıl boyunca bir müze rafında bekleyen bu değer, bize yerel ekosistemlerimizi ne kadar tanıdığımızı sorgulatmıyor mu? Bafa Gölü ve çevresindeki antik kentler sadece taş ve topraktan ibaret değil; onlar yaşayan birer tarih laboratuvarı. Bu tür keşifler, bölgedeki kontrolsüz yapılaşma ve sanayileşme baskısı karşısında doğanın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Bilim insanlarının bu başarısını alkışlarken, yerel yönetimlerin ve sermaye gruplarının bu hassas ekosistemlere karşı daha sorumlu davranması gerektiğini bir kez daha cesaretle vurguluyoruz.