Akbük’te Kent Kimliği Tehlikede: Planlama Hataları ve Gelecek Kaygısı

Akbük’te yaşanan plansız kentleşme, altyapı sorunları ve kamusal alanların özelleşmesi, bir kent plancısı gözünden ele alınıyor. Mavişehir örneği Akbük için bir uyarı niteliğinde.

Akbük’te dört yıl önce ana caddenin asfaltlanmasıyla başlayan gelişim umutları, bölge sakinlerinin gözünde yerini derin bir hayal kırıklığına bıraktı. Kent plancısı ve sosyal bilimci kimliğimle, bu durumu sadece bir altyapı eksikliği olarak değil, aynı zamanda kamusal alanların ve doğal peyzajın göz ardı edildiği, sürdürülebilirlikten uzak bir kentleşme modelinin sonucu olarak görüyorum. Canatay Somay’ın akbükte.com facebook grubunda dile getirdiği endişelere kesinlikle katılıyorum; zira Mavişehir’in ‘gelişen’ değil, aksine plansız büyümenin getirdiği bir trajedi olduğu gerçeği, Akbük için de ciddi bir uyarı niteliğindedir.

Akbük’ün son dört yıldaki hikayesi, ne yazık ki modern kentleşmenin en temel sorunlarından biri olan plansız ve katılımcılıktan uzak büyümenin tipik bir örneği haline gelmiştir. Ana caddenin asfaltlanmasıyla başlayan ve ‘gelişme’ olarak algılanan süreç, aslında kent kimliğinin, doğal dokunun ve en önemlisi halkın yaşam kalitesinin erozyonuna zemin hazırlamıştır. Bölge sakinlerinin ifadeleri, bu hayal kırıklığının ne denli derin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bir kent plancısı olarak, bu durumun sadece ‘hizmet eksikliği’ olarak geçiştirilemeyecek kadar köklü sorunları işaret ettiğini düşünüyorum.

Akbük kent kimliği ve planlama sorunları hakkında Canatay Somay endişeleri

Akbük’ün Yükselen Nüfusu ve Çöken Altyapı

Akbük’ün hızla artan nüfusu, beraberinde temel altyapı hizmetlerinde ciddi aksaklıkları getirmiştir. Kanalizasyon, temizlik ve çöp toplama gibi en temel belediyecilik hizmetlerindeki gözle görülür kötüleşme, kentin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Eskiden yaz aylarında titizlikle temizlenen kumsalların kaderine terk edilmesi, sadece estetik bir kaygı değil, aynı zamanda halk sağlığı ve çevre bilinci açısından da büyük bir sorundur. Bu durum, ‘altyapı’ kavramını sadece yolların asfaltlanmasıyla sınırlı gören sığ bir anlayışın sonucudur. Gerçek altyapı, bir kentin tüm yaşam döngüsünü destekleyen, yeşil alanları, su yönetimi ve atık sistemleri dahil olmak üzere karmaşık bir bütündür.

Akbük kent kimliği ve planlama sorunları, Canatay Somay endişeleri

Kamusal Alanların Daralması: Plajlar ve Balıkçı Barınağı Üzerinden Bir Analiz

Akbük’ün en değerli kamusal alanlarından olan plajların özelleşmesi, halkın denize erişimini kısıtlamakta ve sosyal adaletsizliği körüklemektedir. Bu, bir kentin en temel nefes alma mekanlarının, ticari kaygılar uğruna halktan koparılması demektir. Bir kent plancısı olarak, kamusal alanların korunmasının ve erişilebilirliğinin, sağlıklı bir kent yaşamı için vazgeçilmez olduğunu vurgulamak isterim. Aynı şekilde, balıkçı barınağındaki ‘marina projesi’ adı altındaki değişimler de endişe vericidir. ‘Rant’ odaklı, üstünkörü planlamalarla geniş ve ferah bir kamusal alanın, adeta bir açık cezaevini andıran beton yığınına dönüştürülmesi, Akbük’ün özgün dokusuna ve kimliğine vurulan bir darbedir. Bu tür projeler, genellikle yerel halkın ihtiyaç ve taleplerini göz ardı ederek, kısa vadeli ekonomik çıkarları maksimize etme amacı güder.

Mavişehir Örneği: Akbük İçin Bir Trajedi Uyarısı

Canatay Somay’ın da işaret ettiği gibi, komşu Mavişehir’in ‘gelişen’ değil, aksine ‘trajedi’ olarak nitelendirilmesi gereken bir kentleşme örneği sunması, Akbük için önemli bir derstir. Mavişehir’de yıllarca atıl kalmış, son zamanlarda ‘temizlenip düzenlenmiş’ gibi gösterilen alanlar, aslında plansızlığın, betonlaşmanın ve yüksek rant beklentilerinin bir sonucudur. Fahiş kiralar, yeşil alan eksikliği ve kentsel estetikten uzak yapılaşma, oradaki yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Akbük’ün de bu yola sürüklenmemesi için, yerel yönetimlerin Mavişehir’in hatalarından ders çıkarması, Akbük’ü ‘öksüz bırakmaktan’ vazgeçerek, katılımcı ve sürdürülebilir planlama ilkelerini benimsemesi elzemdir. Kent plancısı olarak, Akbük’ün kendine özgü doğal peyzajını ve toplumsal dokusunu koruyarak, yeşil alanları merkeze alan, denize erişimi güvence altına alan ve altyapı sorunlarını bütüncül bir yaklaşımla çözen bir ‘kentsel dönüşüm’ yerine ‘kentsel gelişim’ stratejisine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Akbük’ün Geleceği İçin Birlikte Hareket Etme Çağrısı

Akbük’ün karşı karşıya olduğu bu sorunlar, sadece yerel yönetimlerin değil, tüm Akbük halkının ortak meselesidir. Betonlaşmaya karşı yeşili savunmak, peyzajın önemini vurgulamak ve kamusal alanlara sahip çıkmak hepimizin görevidir. Canatay Somay’ın dile getirdiği gibi, bu gidişata ‘dur’ demek ve Akbük’ü gerçekten yaşanabilir, sürdürülebilir bir kent haline getirmek için birlikte hareket etmeliyiz. Katılımcı planlama süreçleriyle, halkın söz sahibi olduğu, doğal güzellikleri koruyan ve gelecek nesillere daha yeşil bir miras bırakacak bir Akbük inşa edebiliriz. Unutmayalım ki, bir kentin gerçek zenginliği, beton yığınları değil, korunmuş doğal çevresi ve mutlu, sağlıklı yaşayan sakinleridir.

Yazar: İlhan