Komşumuz Milas Bozbük’te yükselen dumanlar, Akbük semalarını kaplarken ciğerlerimizi de dağladı; doğanın çığlığına kulak tıkamayan sivil toplum ruhuyla, yeşil vatanımızı korumak için topyekun bir bilinç sıçramasına ihtiyacımız var.
Yetmiş yıllık ömrümün heybesinde nice Goa akşamlarının mistik tütsü kokuları var ama inan olsun dostlar, şu canım Ege’nin çam kokularının yerini alan o is kokusu kadar içimi sızlatan bir şey olmadı. Geçtiğimiz gün yanı başımızda, Gürçamlar Mahallesi Bozbük mevkisindeki ormanlık alanda çıkan yangın, rüzgarın ve yüzde otuzun altına düşen nemin azizliğiyle bir anda devasa bir canavara dönüştü. Muğla Valisi İdris Akbıyık’ın koordinasyonunda Orman Genel Müdürlüğü, AFAD, MUSKİ, DSİ ve bizim Didim Belediyesi ekiplerinin de aralarında olduğu koca bir armada, alevlerin önüne adeta etten kemikten bir barikat kurdu. Bin yüz yirmi can, otellerden ve tatil sitelerinden tahliye edilirken, evrenin o muazzam dengesinin insan eliyle nasıl da sarsılabileceğine bir kez daha şahit olduk.
Yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı alınmasına ama bu durum, bir sonraki felakete kadar sırt üstü yatıp yıldızları seyredeceğimiz anlamına gelmiyor. Ormanlar sadece ağaç topluluğu değildir; içinde barındırdığı binbir çeşit maki, endemik bitki ve can dostlarımızla yaşayan, nefes alan kutsal birer organizmadır. Termik santrallerin gölgesinde, sanayileşmenin ve küresel ısınmanın yarattığı bu ekolojik krizde, sivil toplum örgütlerinin ve yerel dinamiklerin proaktif bir duruş sergilemesi artık lüks değil, hayati bir zorunluluktur.
![]()
Yerel Yönetim Ne Yapmalı?
Yerel yönetimler, yangın kapıya dayanmadan önce savunma hatlarını kurmakla mükelleftir. Didim Belediyesi ve çevre ilçe belediyeleri, MUSKİ ile koordineli çalışarak orman sınırındaki yerleşim yerlerinde acil durum su tankerleri ve yangın hidrat hatları oluşturmalıdır. İmar planlarında yeşil kuşak tampon bölgeleri yaratılmalı, ormanlık alanlara yakın tatil sitelerinin çevrelerinde yanıcı maki ve bitki örtüsü temizliği zorunlu kılınmalıdır.

Ayrıca, yerel zabıta ve sivil savunma birimleri, orman giriş-çıkışlarını denetlemek için teknolojik izleme sistemlerini devreye sokmalıdır. Belediyeler, sivil toplum kuruluşlarıyla el ele vererek mahalle bazlı gönüllü yangın söndürme ekipleri kurmalı ve bu ekiplere düzenli eğitimler vermelidir.
![]()
Halk Olarak Ne Yapabiliriz?
Bizler, bu toprakların geçici kiracıları değil, bilakis doğanın birer parçasıyız. Goa sahillerinde öğrendiğim en kıymetli ders, evrendeki her canlının birbirine görünmez enerji bağlarıyla bağlı olduğuydu. Bir çam ağacı yandığında, bizim de ruhumuzdan bir parça kül olur. Halk olarak ilk görevimiz, ormanlık alanlarda ateş yakmamak, izmarit ve cam atıkları kesinlikle doğaya bırakmamaktır.
![]()
Akbük’teki sivil toplum örgütlerinde aktif rol alan bir dostunuz olarak çağrımdır: Gelin, mahallelerimizde yangın gözcü grupları oluşturalım. Orman Genel Müdürlüğü ve AFAD’ın eğitimlerine katılarak gönüllü sivil savunmacılar olalım. Doğaya karşı kibirli değil, saygılı bir yaşam pratiğini benimseyelim; çünkü yeşil yoksa, gelecek de yok.