Didim’de Akılalmaz İddia: Ölü Köpekler Üzerinden Ödenek mi Alındı?

Didim sokaklarında adımlarken rüzgarın fısıldadığı o eski Goa şarkılarını düşünürüm bazen; hani şu her canlıya hürmet eden, evrenin ritmini kutsayan ezgileri… Ne yazık ki burnumuzun dibinde, Didim Belediyesi Hayvan Mezarlığı’nda yaşanan son vukuat, bizi o kozmik harmoniden fersah fersah uzaklaştırıp bürokratik bir vurdumduymazlığın ve usulsüzlük iddiasının tam ortasına fırlattı. Yaşam savunucusu İbrahim Kaya’nın savcılığa taşıdığı o dehşet verici iddia, sadece can dostlarımızın cansız bedenlerinin poşetler içinde hunharca toprağa gömülmesini değil, aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın PETVET sisteminde bu canların hâlâ “yaşıyor” gösterilerek üzerlerinden usulsüz kamu ödeneği alındığı şüphesini de gözler önüne seriyor.

Didim'deki hayvan mezarlığı iddialarını savcılığa taşıyan İbrahim Kaya.

70 yıllık bu fani ömrümde, sırtımda çantamla Goa kumsallarından Katmandu vadilerine kadar dünya kazan ben kepçe misali dolaşırken, doğanın o muazzam dengesine ve her bir canlının taşıdığı evrensel yaşama enerjisine hayran kalmıştım. Son on yıldır sığındığım huzurlu limanım Akbük’te ise ne yazık ki bu enerjiye darbe vuran, vicdanları sızlatan manzaralarla karşılaşıyoruz. Aktivist dostumuz İbrahim Kaya’nın Didim Cumhuriyet Mahallesi’ndeki kamuya ait mezarlık alanında yaptığı titiz araştırma, adeta bir çevre ve insanlık dramını deşifre etti. Boğazında iple, siyah çöp poşetlerine sarılıp kireçlenmeden, hiçbir sıhhi önlem alınmadan üstünkörü gömülen o masum köpeklerin görüntüsü, bu topraklara hiç yakışmıyor.

Didim'de İbrahim Kaya tarafından ortaya atılan hayvan mezarlığı usulsüzlük iddiası.

İşin daha da vahim ve düşündürücü boyutu ise bürokratik labirentlerde gizli. Kaya’nın çip okuma cihazıyla yaptığı sorgulamada, 900233006900852 çip numaralı köpeğin 7 Temmuz 2026’da Didim Belediyesi Barınağı’na giriş yaptığı, ancak toprak altında cansız yatarken bile 10 Temmuz 2026 itibarıyla Tarım ve Orman Bakanlığı’nın PETVET sisteminde hâlâ “yaşıyor” olarak kayıtlı olduğu anlaşıldı. Diğer zavallı köpeğin çipi ise bomboş, sisteme bile işlenmemiş! Belediyelerin kısırlaştırdığı hayvan başına kamu bütçesinden ödenek aldığı gerçeğini göz önünde bulundurursak, akıllara hemen şu soru geliyor: Ölen hayvanlar üzerinden kanuna aykırı bir şekilde haksız kazanç mı sağlanıyor? Bu durum sadece resmi belgede sahtecilik şüphesi uyandırmakla kalmıyor, aynı zamanda ekolojik ahlakımıza vurulmuş ağır bir darbe olarak tarihe geçiyor.

Didim'de İbrahim Kaya'nın açığa çıkardığı hayvan mezarlığı usulsüzlük iddiaları

Yerel Yönetim Ne Yapmalı?

Didim Belediyesi, bu ağır iddialar karşısında başını kuma gömmekten vazgeçmeli ve derhal şeffaf bir soruşturma başlatmalıdır. Barınak kayıtları ile fiziki olarak yaşayan hayvan sayıları bağımsız sivil toplum kuruluşları gözetiminde tek tek eşleştirilmelidir. Hayvan mezarlığı olarak kullanılan alan, insan ve çevre sağlığını tehdit etmeyecek şekilde mevzuata uygun hale getirilmeli; kireçleme işlemleri eksiksiz yapılmalı ve alanın etrafı tel örgülerle çevrilerek uyarı tabelaları asılmalıdır. En önemlisi de, şüpheli ölümler için ivedilikle nekropsi işlemleri yapılarak bu canların ölüm nedenleri kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Unutmayalım ki, dürüstlük ve şeffaflık yerel yönetimlerin en büyük süsüdür.

Halk Olarak Ne Yapabiliriz?

Bizler, Akbük’ün ve Didim’in doğasına, canlısına sevdalı sivil toplum gönüllüleri olarak sessiz kalamayız. Evrensel enerjinin bize yüklediği en büyük sorumluluk, sesi olmayanların sesi olmaktır. Mahallemizdeki barınakları düzenli olarak ziyaret etmeli, buralardaki koşulları denetlemeli ve gönüllü izleme komiteleri kurmalıyız. Dijital dünyada PETVET sistemi gibi kamu denetim araçlarının aktif takipçisi olmalı, şüpheli her durumu sivil toplum örgütlerimiz aracılığıyla yargıya taşımalıyız. Doğaya ve can dostlarımıza saygı göstermeyen bir toplumun geleceği de çoraktır. Gelin, bu çoraklığa izin vermeyelim ve Akbük’ü sevginin, adaletin ve şefkatin kalesi yapalım.