Akdeniz’de Plastik Kirliliğiyle Mücadele: Sadece Yüzey Temizliği mi Yapılıyor?

Antalya’da deniz kirliliğiyle mücadele hız kazanırken, toplanan atık miktarları umut verse de, sorunun kökenine inmeden kalıcı çözüm mümkün mü? Sabiha inceliyor.

Antalya kıyılarında deniz kirliliği ile mücadele hız kazanırken, deniz süpürgeleriyle ilk 10 günde 27 metreküp atık toplandı. Ancak bu çabaların, sorunun kökenine inmeden ve atık ithalatı gibi temel meseleler masaya yatırılmadan kalıcı bir çözüm sunup sunmadığı, Akbük halkının da merak ettiği kritik bir soru olarak karşımızda duruyor.

Antalya Valisi Hulusi Şahin’in açıklamalarına göre, Akdeniz kıyılarındaki plastik ve mikroplastik kirliliğine karşı yürütülen çalışmalar kapsamında, deniz süpürgeleriyle ilk 10 günde tam 27 metreküp atık denizden toplandı. Plastik parçaları, ambalaj atıkları, köpük ve odunsu materyaller gibi yüzer katı atıklar deniz yüzeyinden uzaklaştırıldı. Bu çabalar takdire şayan olsa da, bir gazeteci olarak sormak zorundayız: Bu temizlik, denize ulaşan atığın kaynağını kurutmadan ne kadar sürdürülebilir?

Antalya Vali Hulusi Şahin'in açıkladığı Akdeniz ve Akbük plastik deniz kirliliği temizliği.

Karasal Kaynaklara Mercek Altında: Denetimler Yeterli mi, İthalat Durdurulacak mı?

Vali Şahin, bugüne kadar 325 bin tondan fazla deniz çöpünün toplandığını belirtirken, yeni çalışmaların özellikle kirliliğin karasal kaynaklarına odaklandığını ifade etti. Plastik kırarak geri kazanım faaliyeti yürüten işletmeler ile izinsiz faaliyet gösterdiğinden şüphelenilen yerlere yönelik habersiz denetimler yapılıyor. Belediyelerden de izinsiz işletmelerin tespiti isteniyor. Ancak bu denetimler, Türkiye’nin plastik atık ithalatındaki rolü göz önüne alındığında, sorunun yalnızca küçük bir parçasına mı odaklanıyor? Atık ithalatının tamamen durdurulması ve yasa dışı döküm yapanlara karşı daha caydırıcı cezalar uygulanması için adımlar atılacak mı?

Denizdeki Şüpheli Atıklar ve Tekne İddiaları: Cezalar Neden Caydırıcı Değil?

Vatandaşlardan gelen, teknelerin bölgeden ayrılmasının ardından sahillerde kirliliğin arttığı ve bazı teknelerin atıkları öğüterek denize bıraktığı yönündeki iddialar, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından inceleniyor. Sahil Güvenlik ekiplerinin deniz açıklarında da benzer atıklar tespit etmesi, sorunun ciddiyetini gözler önüne seriyor. Vali Şahin, sorumluluğu tespit edilen kişi ve kurumlara ağır yaptırımlar uygulanacağını belirtse de, bu yaptırımların gerçekten caydırıcı olup olmadığı, denizlerimizin geleceği açısından büyük önem taşıyor.

Antalya Vali Hulusi Şahin önderliğinde Akdeniz ve Akbük kıyılarında deniz temizliği

Akarsu Ağızlarına Bariyerler: Akıntı Durdurulmadan Yüzey Temizliği Ne İşe Yarar?

Deniz kirliliğinin akarsu ve dere yataklarından taşınan atıklarla da bağlantılı olduğu biliniyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi, Finike’deki Acısu ve Akçay akarsularında atık toplama bariyerleri kurarak önemli bir adım attı. Benzer çalışmaların 29 büyük ırmakta tamamlanması hedefleniyor. Ancak, denize ulaşan atıkların kaynağı kurutulmadıkça, bu bariyerler sadece bir semptom tedavisi olarak mı kalacak?

Antalya Valisi Hulusi Şahin'in duyurduğu Akdeniz ve Akbük deniz kirliliği temizliği.

Uluslararası Platformlar ve Yeni Araçlar: Gerçek Kurtuluş Nerede?

Vali Şahin, Doğu Akdeniz’den gelen levant akıntısının da deniz kirliliğinde etkili olduğunu ve konunun uluslararası platformlarda gündeme taşındığını, COP31’in bu konuda önemli bir fırsat olacağını belirtti. Antalya’ya yeni deniz süpürgeleri de geliyor ve deniz temizliği için çalışmalar hızlanıyor. Ancak tüm bu çabalar, eğer atık ithalatı gibi temel sorunlar masaya yatırılmaz, uluslararası gemi atık denetimleri sıkılaştırılmaz ve kirliliğe sebep olanlar caydırıcı bir şekilde cezalandırılmazsa, denize dökülen bir damla suya benzer bir etki yaratabilir mi? Akdeniz’in gerçek kurtuluşu, sadece temizlemekten değil, kirletmeyi kökten durdurmaktan geçiyor.