Vedo Yazıyor: 3. Koy’un Narin Misafirleri Kum Zambakları

Vedo yazıyor: Didim 3. Koy’da nesli tehlike altındaki kum zambakları korumaya alındı. Yerel yönetim ve halkın sorumlulukları üzerine bilgece bir bakış.

Didim Belediyesi, 3. Koy’da boy gösteren o narin ve nadide kum zambaklarını koruma altına aldı; peki biz bu kadim zarafete ne kadar hazırız?

70 yıllık ömrümün hatırı sayılır bir kısmını sırtımda çantamla, ruhumda evrensel bir merakla yollarda tükettim. Katmandu’nun o mistik sisli sabahlarından Goa’nın yakıcı ama özgür kumlarına kadar pek çok diyarda tabiatın mucizelerine şahitlik ettim. O yıllarda Nepal’in sarp yamaçlarında bir çiçeğe basmamak için yolunu değiştiren bilgeler tanıdım. Bugün, son on yılımı adadığım Akbük’te, 3. Koy’un o ince kumları arasından başını uzatan kum zambaklarını gördüğümde, aynı kadim saygının bu topraklarda da filizlendiğini görmek beni ziyadesiyle mesut ediyor.

Kum zambağı (Pancratium maritimum), sadece bir bitki değil; Akdeniz ve Karadeniz’in bizlere sunduğu, nesli tehlike altında olan beyaz bir mirastır. Didim Belediyesi’nin bu narin dostlarımızı koruma altına alması, sadece bir belediyecilik faaliyeti değil, aynı zamanda evrensel enerjiye ve doğaya karşı bir borcun ödenmesidir.

Yerel Yönetim Ne Yapmalı?

Article Image

Belediyemizin attığı bu adım takdire şayan ancak sürdürülebilirlik esastır. Sadece etrafını çevirmek yetmez; bu bölgelere yönelik farkındalığı artıracak, estetikten ödün vermeyen bilgilendirme levhaları yerleştirilmelidir. Kum zambaklarının bulunduğu alanlara araç girişini engelleyen fiziksel bariyerler, doğal dokuya uygun ahşap malzemelerden seçilmelidir. Ayrıca, zabıta ekiplerinin veya gönüllü doğa elçilerinin bu bölgelerde düzenli denetim yapması, mangal yakmak veya şezlong kurmak isteyen gafillere karşı caydırıcı bir güç oluşturacaktır. Yerel yönetimin, sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yaparak bu bölgeyi bir ‘ekolojik gözlem noktası’ haline getirmesi, Akbük’ün turizm değerini de bir üst seviyeye taşıyacaktır.

Article Image

Halk Olarak Ne Yapabiliriz?

Meselenin özü her zaman olduğu gibi insanda, yani bizde bitiyor. Kumsala devasa araçlarla girmek, o narin soğanların üzerine şemsiye saplamak veya mangal ateşiyle toprağı kavurmak, bu evrensel mirasa ihanettir. Bizler Akbük sakinleri olarak, bu çiçekleri kendi bahçemizdeki en kıymetli mücevher gibi korumalıyız. Komşularımızı, özellikle de buraya misafir gelen dostlarımızı nazikçe uyarmalıyız. Kum zambağının ülke dışına çıkarılmasının yasak olduğunu ve ağır cezai müeyyideleri olduğunu hatırlatmakta fayda var. Unutmayın ki; Goa’nın sahillerinde öğrendiğim en büyük hakikat şudur: Doğaya ne verirseniz, evren size onu misliyle geri verir. Bu beyaz çiçekleri yaşatmak, aslında kendi geleceğimizi ve Akbük’ün ruhunu yaşatmaktır.